Geçtiğimiz günlerde İzmir Selçuk’tan gelen, yaşları henüz 1 ile 5 arasında olan Fadime Nefes, Funda Peri, Aslan Miraç, Masal Işık ve Aras Bulut Akcan bebeklerimizin elektrik sobasından çıkan yangının dumanından zehirlenerek hayatlarını kaybettikleri acı haberi, hepimizin yüreğini paramparça etti.
Ortada kocaman bir aile trajedisinin ve derin yoksulluğun olduğu bu olay karşısında, özellikle Ak Parti Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Özlem Zengin tarafından söylenen, “Her şey para değil, annenin yaşam tarzına bakılmalı” gibi bazı sözler toplum tarafından tepkiyle karşılandı. Bu olayın yaşanmasındaki en büyük sebep yoksullukken, kimse “her şey para değil” demesin. Ne yazık ki her şey para, Sayın Zengin. Bu annenin almış olduğu sosyal yardım 8.000 liradan aylık 4.000 liraya düşürülmüş. Hepsi bebek olan 5 küçük çocuğun bebek mamaları, bebek bezleri ve diğer ihtiyaçları ile evin günlük giderleri için verilen bu aylık 4.000 liralık rakamın yetip yetmeyeceğini sizler çok daha rahat hesap edebilecek durumdasınız. Hele ki bu ihtiyaçları 5 ile çarparsanız, görün bakalım sonuç nedir. Tok açın halinden anlamaz hesabı sizdeki.
Her geçen gün artan bu yoksulluk ve çaresizliğin en büyük sorumlusu elbette 23. yılına girecek bir süredir iktidarda olan Ak Parti hükümetidir. Bugün gelinen noktada, sürekli artan ekonomik sıkıntılar sonucunda sosyal yardım alan ailelerin sayısının geçmiş yıllara oranla çok ciddi bir artışta olduğu yapılan çalışmalarda görülmektedir. Ülkenin her köşesinde milyonlarca aile, yoksulluk içinde ciddi bir yaşam mücadelesi veriyor.
Ayrıca, Sayın Zengin ilçe belediye başkanına yüklenerek olayın sorumluluğunu mensubu olduğu hükümetin üstünden atamaz. Bugün sosyal devlet politikaları gereği bir devlet, halkını açlıktan kurtarmak zorundadır; onun temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Tabii ki belediyeler de sosyal desteklerini sunmak zorundalar, fakat öncelikli olarak sorumluluk devlete aittir. Kendisi, meclisteki konuşması sırasında diğer partili milletvekillerine “Gelin hep beraber bu işi çözelim” dediğinde aslında 22 yıldır neden etkili bir sosyal politika çalışmalarının yapılmadığını da açıklamak zorundadır.
Bu durum karşısında hepimiz öfkeliyiz! Öfkeliyiz çünkü bu ülkenin bebekleri, çocukları gözümüzün önünde skandallarla, yoksullukla, çaresizlikle, pedofili sapıkların cinsel istismarı ve cinayetleri ile öldürülürken herkes kendi halinde, faydasız birkaç kelamdan başka bir şey yapmıyor. Vergiler adil bir şekilde toplanmıyor; ama daha da kötüsü, adil bir şekilde dağıtılmıyor. Derin yoksulluk bağıra bağıra gelirken zenginlerin vergi borçları siliniyor ve yoksul ailelerin çocukları, yani bizim çocuklarımız, yeterli destek alamıyor. Bir yanda vergi borçları affedilen zenginler, diğer yanda yoksulluğun pençesinde can çekişen aileler… Bu yangın, sadece bir evin yangını değil; yoksulluğun ülkemizde bir yangın gibi büyüyüp her yere yayılmasının simgesi artık.
Bu vahim olay, ülkemizin derin yoksulluğunu, çözülemeyen sosyal problemlerini ve yeterli desteği bulamayan ailelerin trajik öyküsünü gözler önüne sererken, asıl yangının yoksulluk olduğunu da tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Çocukları evde tek başına bırakmak, annenin çaresizliğinin bir sonucuydu; fakat Akcan ailesinin evini yakan kıvılcımlar aslında sistemin yetersizliği, ihmali ve duyarsızlığıydı. Bu durum, sosyal yardımların yetersizliğinin ve çocukların daha güvenli ortamlarda büyümesini sağlayacak sosyal politikaların eksikliğinin acı bir yansıması olarak karşımızda duruyor.
Hiç değilse bari bu acı olaydan ders alıp sosyal politikalar iyileştirilmeli; olaylar olup bittikten sonra değil, öncesinde gerekli ve yeterli destekler sağlanmalıdır. Yetkililer artık sadece konuşmasın ve bu acı gerçekleri değiştirmek için ne yapılması gerekse onu yapsınlar. Bu olay gösterdi ki anne ve babaların çocuklarını evde tek başına bırakıp geçim için mücadele vermelerinin çözüme kavuşturulması lazım. Başka çocuklarımızı ne yangında ne sokakta dilenirken ne de başka bir yoksulluk resmiyle görmek istemiyoruz. Hükümet, alınacak kararlarla bu gibi durumlarda hızlı ve etkili sosyal yardım mekanizmalarını harekete geçirmelidir. Ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, çocukların sağlık, güvenlik ve eğitim haklarının güvence altına alındığı bir sistem, en büyük önceliğimiz olmalıdır. Yoksa her geçen gün yeni bir yangının, yeni bir trajedinin haberini almaktan başka bir şey yapamayacağız.
Bir yangın haberiyle paramparça olan yüreğimiz, çocuklarımızın geleceğini daha güvenli hale getirmek için sorumluluk almadığımız sürece hep yanmaya; yoksulluğun yangınında küller arasında kalan kırık bir oyuncağın acısı yüreğimizi dağlamaya devam edecek.
Bilgiyle kalın…
