Erzurum’un Palandöken ilçesinde, Yenişehir semti yıllardır kentsel dönüşümün gölgesinde yaşıyor. Başlangıçta umut vadeden projeler, bugün yüzlerce ailenin evsiz kalmasıyla bir trajediye dönüştü. Betonun yükseldiği yerde insan hayatı unutuldu; söz verilen konutlar yapılmadı, mağduriyet katmerlendi.
Yıkılan binalar, yükselen umutsuzluk demek. Vatandaşlar ne kiralarını ödeyebiliyor ne de geçimlerini sürdürebiliyor. Asgari ücretle geçinenler 20 bin liralık kiralarla boğuşuyor, emekli vatandaşlar maaşlarını kiraya veriyor; geriye sadece belirsizlik ve kaygı kalıyor. Bu şehirde beton kadar ağır başka bir yük var: Umutsuzluk.
Sözleşmelerdeki boşluklar ve hukuki belirsizlikler, vatandaşların mağduriyetini derinleştiriyor. Firmalar sorumluluklarını yerine getirmiyor, devletin denetim mekanizmaları yetersiz kalıyor. İnsanlar haklarını arıyor; çığlıkları beton duvarların arkasında kayboluyor. Bu şehirde kentsel dönüşüm, bir “insan dönüşümü”ne ihtiyaç duyuyor.
Yetkililer sessiz kalamaz. Kentsel dönüşüm, sadece yapıları yenilemek değil, yaşamları da güvence altına almak demektir. Yenişehir sakinlerinin talebi basit: Evlerine, huzurlarına ve geleceğe kavuşmak. Betonun gölgesinde kaybolan hayatlar artık görünür olmalı. Artık harekete geçme zamanı.
Yenişehir’de yaşananlar, sadece bir semt sorunu değil; bu şehrin vicdanının sınavı. Kentsel dönüşüm, insanı unuttuğu sürece hiçbir proje tamamlanmış sayılmaz.
