Erzurum günlerdir bir türbeyi konuşuyor.
Ortaya çıkan görüntüler hepimizi üzdü.
Vatandaşın hassasiyet göstermesi de son derece doğal.
Çünkü bu şehirde türbeler sadece taş yığınından ibaret değil…
Onlar geçmişle bugün arasında kurulan köprüler.
Manevi hafızamız, şehrin vicdanı…
Ancak olaylara öfkeyle değil, hakkaniyetle bakmak gerek.
Bugün sosyal medyada bazı çevreler yaşanan bu kabul edilemez görüntüler üzerinden doğrudan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i hedef alıyor.
İşte burada duralım.
Vicdan sahibi herkes şu soruyu kendisine sormalı:
Yüklenici firmanın yaptığı hata yüzünden ortaya konulan bütün emekleri yok mu sayacağız?
Mehmet Sekmen’in Erzurum’a kazandırdığı tarihi ve kültürel projeleri görmezden mi geleceğiz?
Erzurum Kalesi çevresinde yapılan düzenlemeleri…
Erzurum tarihinin ayağa kaldırılmasını…
Şehrin tarihi dokusunu yeniden görünür hâle getiren çalışmaları…
Yüz milyonlarca liralık restorasyon yatırımlarını…
Bütün bunları bir kenara bırakıp tek bir olay üzerinden hüküm mü vereceğiz?
Ben buna vicdanen “evet” diyemiyorum.
Ortada bir yanlış varsa elbette konuşulacak.
Bir hata varsa elbette sorgulanacak.
Ama görünen o ki vatandaşın tepkisini çeken husus belediyenin tarihi mirasa bakışı değil, sahadaki uygulama biçimi.
Yüklenici firmanın yaptığı bir hata, bir ihmal ya da bir yanlış uygulama varsa bunun ortaya çıkarılması gerekir.
Fakat yüklenicinin kusurunu doğrudan Mehmet Sekmen’in tarihi ve manevi değerlere bakışıyla eşitlemek de adil değil.
Çünkü Mehmet Sekmen’i Erzurum’da en sert eleştirenler bile bir gerçeği inkâr edemez:
Bu şehir Sekmen döneminde tarihi eserlerine en fazla yatırım yapılan dönemlerden birini yaşadı.
Bugün Erzurum’u ziyaret eden insanlar sadece yolları, parkları veya meydanları konuşmuyor.
Tarihi dokuyu konuşuyor.
Ayağa kaldırılan eserleri konuşuyor.
Şehrin yeniden ortaya çıkarılan hafızasını konuşuyor.
Tam da bu nedenle yaşanan olayın tüm yönleriyle araştırılması gerek.
Kim hata yaptıysa hesabını vermeli.
Kim ihmalkâr davrandıysa ortaya çıkarılmalı.
Ama bir yüklenici firmanın yaptığı kabul edilemez bir uygulamayı alıp yıllardır tarihi ve kültürel miras için çalışan bir anlayışın üzerine yıkmak da hakkaniyetle bağdaşmaz.
Eleştiri başka, haksızlık başka şey.
Bugün Erzurum’un ihtiyacı bağıranlar değil, adil konuşanlardır.
Çünkü adalet sadece sevdiğine sahip çıkmak değil, haksızlık karşısında da doğruyu söyleyebilmek…
Benim gördüğüm şu:
Vatandaşın hassasiyeti haklı.
Ortaya çıkan görüntüler kabul edilemez.
Ama Mehmet Sekmen’in Erzurum’un tarihine, kültürüne ve manevi mirasına yıllardır verdiği emeği yok saymak da en az o görüntüler kadar haksızlık…
Bilgiyle kalın…
