Valiler kararnamesi öncesinde Türkiye’nin dört bir yanında hareketlilik yaşanıyor. Her ilin kulislerinde isimler konuşuluyor, değişim rüzgârları esiyor. Erzurum’da ise bu rüzgâr, uzun süredir sessizliğe gömülmüş bir idarenin tozunu kaldırmış gibi.

Aylarca kapısını çalmadığı esnafı, elini sıkmadığı Erzurumluyu birden hatırlayan bir vali profiliyle karşı karşıyayız. Kentin sorunlarına değil, Ankara’daki havaya odaklanan bir yönetim anlayışı hâkim. Deyim yerindeyse, yukarıya şirin görünmek için tüm tuşlara aynı anda basılıyor.

Oysa Erzurum halkı samimiyeti hemen anlar. Bu şehir, içten gelen ilgiyi sahte tebessümden, gönülden yapılan hizmeti protokol adımlarından ayırmayı iyi bilir. Çünkü bu toprakların insanı, devletin sıcak elini uzaktan değil, yakından görmek ister.

Uzun zamandır şehirde bir yöneticiden çok, bir “vaiz havası” esiyor. Toplantılar icraat yerine temennilerle geçiyor; sorunların çözümü yerine sabır tavsiye ediliyor. Oysa Erzurum’un artık sabrı değil, çözümü kalmadı. Esnafın kredisi, gencin umudu, çiftçinin toprağı daralıyor.

Bir vali, koltuğunun değil, halkının hatırını saymalıdır.

Erzurum; sahaya inen, kapı çalan, omuz omuza yürüyen bir yönetici ister.

Çünkü bu şehir, hatırlanmayı değil; hissedilmeyi bekliyor.

Bilgiyle kalın…