Erzurum… Anadolu’nun kalbinde, tarihi ve kültürüyle eşsiz bir şehir. Ancak bu kadim şehir, köklü mirası ve stratejik konumuna rağmen, yıllardır hak ettiği değeri görmedi. Bu bekleyiş, zamanla sessiz bir çığlığa dönüştü. Şehrin potansiyeli göz önüne alındığında, bu sessizlik aslında büyük bir kaybın ifadesi.
Dün Ak Parti İl Kongresi sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Erzurum ziyareti, şehir halkının beklentileri için bir umut ışığı oldu. 2025’te “Turizm Başkenti” ilan edilmesi, Erzurum adına büyük bir adım gibi görünüyor. Tarihi, doğası ve kültürel zenginliğiyle bu unvan, Erzurum’un hakkı. Ancak bu unvan, gerçekçi ve sağlam bir altyapı olmadan yalnızca kağıt üzerinde bir süs olmaktan öteye geçemez. Turizm altyapısı yetersizken, havalimanı uçuşları sınırlıyken ve bilet fiyatları halkın alım gücünü zorluyorken, bu unvanı taşıyabilmek mümkün mü?
Cumhurbaşkanı’nın verdiği 20 bin kişilik modern stadyum sözü ise şehrimiz insanlarında yeniden bir beklenti oluşturdu. Ancak bu vaat yeni değil. Daha önce de gündeme gelen ve henüz hayata geçirilmeyen bu proje, Erzurum’da yıllardır süregelen hayal kırıklıklarını bir kez daha hatırlatıyor. Depremde hasar gören Kazım Karabekir Stadyumu’nun tadilatıyla yetinmek zorunda kalan Erzurumlular, modern bir tesis hayali kurmaya devam ediyor. Spor yalnızca bir oyun değildir; bir şehrin ruhunu, vizyonunu ve coşkusunu temsil eder. Erzurumspor taraftarlarının stadyumlarda yaşadığı gurur, hak edilen bir spor kompleksiyle daha anlamlı hale gelebilir. Ancak sözlerin gerçekleşmediği bir yerde, hayaller yerini hayal kırıklığına bırakıyor.
Erzurum’un ulaşım altyapısı ise yıllardır bitmeyen projelerle dolu. Dallıkavak, Kırık, Kop ve Çirişli Tünelleri hâlâ tamamlanmayı bekliyor. Bu projeler, Karadeniz ile Erzurum’u buluşturacak, ekonomik ve lojistik bağlantıları güçlendirecekti. Ancak yıllar geçti, vaatler unutuldu ve şehrin hayalleri yalnızca inşaat alanlarındaki beton yığınlarına dönüştü. Halk, Rize ile Erzurum arasını 1.5 saate indirecek bir ulaşım kolaylığı beklerken, bugün yalnızca tamamlanmamış projelerin sessizliğini izliyor.
Yüksek Hızlı Tren Projeside Erzurum için büyük bir hayal olarak kaldı. Cumhuriyet’in 100. yılına yetişeceği söylenen proje, şimdi 2035’e ertelenmiş durumda. Bu yalnızca bir gecikme değil; şehrin ekonomik, turistik ve ticari potansiyelinin de ertelenmesi demek. Türkiye’nin doğusunda, İpekyolu üzerinde stratejik bir konuma sahip olan Erzurum, bu projeyle yalnızca Türkiye’ye değil, dünyaya bağlanmayı bekliyordu. Ancak bu bekleyişin sonu da henüz görünmüyor.
Ekonomik alanda da tablo değişmiyor. Erzurum’un sanayileşmesi ve kalkınması, kalıcı teşviklere bağlı. Ancak bu teşvikler sürekli ertelenirken, yatırımcılar belirsizlikler içinde cesaret bulamıyor. Erzurum’un yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir şehir olmaktan çıkarılması ve hak ettiği yatırımları alması gerekiyor. Bu toprakların potansiyeli, yalnızca siyasi vaatlerle harcanamayacak kadar büyük.
Erzurum, tarih boyunca sabrı ve mücadele ruhuyla bilindi. Ancak sabır da bir yere kadar. Modern bir stadyum, tamamlanmış tüneller, hızlı tren hatları ve ekonomik teşvikler… Bunlar yalnızca Erzurum’un sorunu değil, ülkenin sorunudur. Çünkü Erzurum, ülkenin doğusundaki önemli bir kapı. Bu kapıyı açık tutmak ve daha güçlü hale getirmek, yalnızca Erzurumlular için değil, ülkenin geleceği için de elzemdir.
Artık konuşma zamanı değil, icraat zamanı. Erzurum, verilen sözlerin gerçekleşmesini bekliyor. Çünkü bu şehir, yalnızca umuduyla değil, sabrıyla da bilinir. Erzurum’un sessiz çığlığına artık kulak verilmeli. Çünkü bu kadim şehir, konuşulanı da yapılanı da unutmaz. Artık sıra, yapılması gerekenlerde…
Bilgiyle kalın…
