Ajansları tararken karşıma bir haber düştü; manşeti aynen şöyleydi: “Erzurum’da 2024’te 888 milyon 620 bin 855 TL sosyal yardım.” Haberi okurken hem derin bir üzüntü hem de tarifsiz bir şaşkınlık hissettim. Bu rakam, övünç kaynağı gibi görünse de, bu yardımın ardında yatan sosyal ve ekonomik gerçekleri sorgulamamak mümkün değil. İşte bu duygularla, bu yazıyı kaleme alma gereği duydum.

Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün 2024 yılında sosyal yardımlar için harcadığı 888 milyon TL’yi aşan bütçesi, kağıt üzerinde büyük bir başarı gibi görünebilir. Ancak bu büyüklükteki bir yardım rakamı, daha çok övünülmesi gereken bir başarı değil, üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir sorunun işareti. Bu kadar büyük bir bütçenin altında yatan temel sorunları görmezden gelerek, yalnızca rakamlarla başarı hikayeleri yazmaya çalışmak, toplumsal meselelerimize gözlerimizi kapatmaktır.

Destek değil bağımlılık yaratılıyor

Açıklamalarda en çok dikkat çeken kalemlerden biri, engelli evde bakım hizmetleri için harcanan 573 milyon TL’lik devasa bütçe. Evet, bu destek, bakıma muhtaç bireyler ve aileleri için hayati önemde olabilir. Ancak 6 bin 284 kişinin tam bağımlı olarak nitelendirildiği bir şehirde, bu bağımlılığı azaltacak rehabilitasyon ve bağımsız yaşam projelerinin eksikliği açıkça görülüyor. Destek vererek günü kurtarmak yerine, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen daha geniş bir vizyon neden hayata geçirilmiyor? Yardımların rakamsal büyüklüğünden ziyade, bu yardımların bireyleri bağımsız yaşama ne ölçüde yaklaştırdığı sorgulanmalı.

Çocuklar ve kadınlar nerede?

Erzurum’da bin 897 çocuğun ailesinin yanında sosyal ve ekonomik destek alması, çocuk yoksulluğunun boyutlarını gözler önüne seriyor. Daha da endişe verici olan, sadece 52 koruyucu aileyle 63 çocuğa hizmet verilmesi. Binlerce çocuğun desteğe muhtaç olduğu bir şehirde, bu kadar az sayıda koruyucu aile olması, sistemin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. Koruyucu ailelerin sayısının artırılmasına yönelik projeler neden yok? Çocukların sıcak bir aile ortamında büyüyebileceği bir sistem yerine, rakamlarla yetiniliyor.

Kadın konuk evi hizmetleri için harcanan 59 bin 316 TL ise bu tabloyu daha da karanlık hale getiriyor. Yüzlerce kadının ve çocuğun şiddet veya kötü muamele nedeniyle sığınmaya ihtiyaç duyduğu bir şehirde, bu kadar düşük bir bütçe ayrılması nasıl açıklanabilir? Kadınların topluma kazandırılması ve çocukların güvenliği için daha kapsamlı çözümler geliştirmek zorunda değil miyiz?

Rakamlar başarı mı, çaresizlik mi?

Doğum yardımı, sosyal destek ve bakım hizmetleri gibi alanlara harcanan milyonlarca lira, yüzeyde bir yardım hareketi gibi görünse de, bu yardımların neden bu kadar gerekli hale geldiğini sorgulamak zorundayız. Ekonomik adaletsizlik, istihdam eksikliği ve eğitime erişimdeki sorunlar, bu yardım rakamlarının altında yatan gerçek nedenlerdir. Yardımlarla övünmek yerine, yoksulluğu azaltan, bireyleri kendi ayakları üzerinde durabilir hale getiren politikalar geliştirilmeli.

Çözüm nerede?

888 milyon TL, bir şehri dönüştürmek için yeterli bir kaynak olabilir. Ancak bu kaynak, yalnızca destek vermek için değil, toplumu kalkındırmak için kullanılmalı. Daha iyi eğitim fırsatları, daha güçlü bir istihdam ağı, kadınların iş gücüne katılımını artıracak projeler ve çocukları geleceğe hazırlayacak kapsayıcı politikalar hayata geçirilmedikçe, bu yardımlar yalnızca bir döngüyü sürdürmekten öteye geçmeyecek.

Rakamlarla sorun gizlenemez

Sosyal yardımların büyüklüğüyle övünmek kolay, ancak bu yardımlara neden ihtiyaç duyulduğunu sorgulamak zordur. Toplumun refah seviyesini gerçekten artırmak için, bu rakamların ötesine geçmeli ve temel sorunlara odaklanmalıyız. Yardımları azaltmayı değil, yardımlara duyulan ihtiyacı azaltmayı hedeflemeliyiz. Gerçek başarı, rakamlarla değil, insanların yaşamlarını nasıl değiştirdiğinizle ölçülür. Erzurum için temennim, rakamların değil, çözümlerin konuşulduğu bir gelecek olması.

Bilgiyle kalın…