Dünya, bir kez daha Filistin’deki insanlık dramına tanık oluyor. Gazze sokakları, çocukların çığlıkları, kadınların haykırışları ve sivil halkın çaresizliğiyle dolu. İsrail’in uyguladığı operasyonlar, sadece savaş değil; uluslararası hukuk normlarını hiçe sayan, vicdanları susturan sistematik bir zulmün göstergesi olarak kayıtlara geçiyor. Bu, açık bir soykırım ve insanlık suçu iddiasıdır.

En Güncel Ölüm ve Yaralı Durumu

Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Eylül 2025 itibarıyla çatışmaların başlangıcından bu yana 65.000’in üzerinde Filistinli yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı yaklaşık 165.000 olarak rapor edildi. Ölenlerin çoğu çocuk ve kadınlardan oluşuyor; yani siviller hedef alınıyor.

Çocuklar ve Kadınlar: Sivillere Yönelik Bilinçli Saldırılar

Ölen çocukların oranı %30-32 civarında; kadınlarla birlikte düşünüldüğünde, sivil ölümlerinin çoğunu oluşturuyor. Hastaneler, okullar, sığınaklar defalarca hedef alınırken, sivillerin kaçabileceği güvenli alanlar neredeyse kalmadı. Gazeteciler dahi bu zulmün kurbanı oldu: Mariam Abu Dagga gibi isimler, hastane saldırılarında yaşamını yitirdi.

Medya ve Gerçekler

Filistin medya ofisi, Ekim 2023’ten bu yana 232 gazeteci ve medya çalışanının şehit edildiğini açıkladı. Savaş muhabirleri, fotoğrafçılar ve serbest gazeteciler, çatışma alanlarında görev yaparken yaşamlarını kaybetti. Bu, sadece bilgi alma hakkının gaspı değil; zulmün ve gerçeklerin örtülmeye çalışıldığının kanıtıdır.

Sivillerin Hedef Alınması

Okullar, hastaneler ve yardım alanları bombalanıyor; uluslararası insancıl hukukun ihlali açık.

Çocuk ve Kadın Ölümleri

Savunmasız kesimler, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelere dahil ediliyor; bu kuşaklar arası travmalar yaratıyor.

Medyanın Susturulması

Gerçekleri aktarmak isteyen gazeteciler hedef alınıyor; bilgi akışı engelleniyor.

Blokaj ve Yardıma Erişim Engeli

Gıda, ilaç ve yakıtın ulaşılamaz hale gelmesi büyük insani krize yol açıyor.

Uluslararası Norm İhlali

BM ve insan hakları örgütleri, operasyonları insanlığa karşı suç veya soykırım kapsamında değerlendiriyor; sorumluların evrensel hukukta hesap vermesi gerekiyor.

İsrailli Yetkililerin ve Uluslararası Destekçilerin Sorumluluğu

Operasyonların planlanması ve yürütülmesinde başbakan, savunma bakanı, ordu komutanları ve güvenlik bürokrasisi doğrudan sorumlu. “Terörle mücadele” söylemleri, sivillerin zarar görmesini örtmeye çalışan bir propaganda pratiği oluşturuyor. Silah ve lojistik destek veren uluslararası aktörler de suçun ortakları; uluslararası hukukta “yardım ve yataklık” suçun bir parçası. Tüm bu olanlar Siyonist aklın eseri.

Sessiz Kalmak Suçtur

Bu, sadece bir savaş değil; geleceğe taşınacak travmalar, yıkımlar ve kayıplar tüm insanlık vicdanına yönelik bir tehdittir. Dünya kamuoyunun, medyanın ve uluslararası örgütlerin harekete geçmesi, sorumluların hesap vermesi ve Filistin halkının özgürce yaşaması için zaman kaybedilemez.

Zulme sessiz kalmak, insanlık suçunu kabul etmektir. Vicdan, insanlık ve adalet için susmamak zorundayız.

Bilgiyle kalın…