Gazetecilikte eleştiri vazgeçilmezdir. Yanlışa yanlış, eksiğe eksik demek bizim işimiz. Ancak, hak teslim etmek de bir gazetecinin en büyük erdemlerinden biri. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i yıllarca en sert eleştirenlerden biri oldum. Hatta, belki de en çok eleştiren gazeteci benim. Ama bir gazetecinin sorumluluğu sadece eleştirmek değil, gördüğü doğruyu da takdir etmektir. Bugün geldiğimiz noktada Erzurum’da gözle görülür, elle tutulur büyük bir değişim varsa bunu inkâr etmek, habercilik mesleğine ihanet olur. Son günlerde Erzurum’a gelen dış gözler bile bunu fark edip dile getirirken, Erzurumlu bir gazeteci olarak ben de gerçeği yazmak zorundayım.
Erzurum, yıllardır “potansiyeli olan ama yeterince değerlendirilmeyen şehir” olarak anıldı. Coğrafi konumu, tarihî derinliği, kültürel mirası ve kış turizmiyle öne çıkan bir şehir olmasına rağmen, gelişimde hep yavaş kalan, hep geride bırakılan bir şehir oldu. Fakat son yıllarda bu algının değişmeye başladığını, Erzurum’un kabuğunu kırdığını görmek mümkün.
Kentsel dönüşüm, Erzurum’un en büyük sorunlarından biriydi. Çarpık yapılaşma, eskiyen mahalleler, altyapı eksiklikleri… Sekmen’in en büyük icraatlarından biri, bu alanda yaptığı radikal değişimler oldu. Gürcükapı’dan Yoncalık’a, Sanayi Mahallesi’nden Hacıcuma’ya kadar birçok noktada kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirildi. Eski binalar kaldırıldı, modern konutlar inşa edildi, yollar genişletildi. Üstelik bu dönüşüm yapılırken Erzurum’un tarihî kimliği de göz ardı edilmedi. Lala Paşa Camii, Erzurum Kalesi ve Çifte Minareli Medrese çevresindeki düzenlemelerle, şehrin tarihî ruhu yeniden ortaya çıkarıldı.
Kış turizmi denince akla ilk gelen yerlerden biri olan Palandöken, bugüne kadar hep büyük bir potansiyeli barındırıyordu ama yeterince değerlendirilemiyordu. Son yıllarda yapılan yatırımlarla Palandöken Kayak Merkezi sadece yerli turistler için değil, uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan bir merkez haline geldi. Kayak pistleri genişletildi, teleferikler modernize edildi, konaklama imkânları artırıldı. Geçtiğimiz günlerde Erzurum’da düzenlenen FIS Dünya Snowboard Kupası bile şehrin artık dünya çapında bir kış sporları merkezi olma yolunda ilerlediğinin göstergesiydi.
Bir belediye başkanının sadece şehir merkezine değil, kırsala da dokunması gerekir. Erzurum gibi büyük ve geniş bir coğrafyaya sahip bir şehirde kırsal hizmetler belki de en zor işlerden biridir. Ancak yapılan çalışmalar ortada. Köy yolları asfaltlandı, içme suyu hatları yenilendi, kırsal kalkınma projeleriyle çiftçiye ve hayvancıya destek sağlandı. Yıllardır konuşulan ama bir türlü gerçekleşmeyen gölet projeleri hayata geçirildi. Böylece tarımsal sulama konusunda önemli bir adım atılmış oldu.
Tarihî mirasa sahip çıkmak Erzurum için hayati bir mesele. Sekmen döneminde bu konuda da ciddi işler yapıldı. Erzurum Kalesi ve çevresindeki restorasyonlar, Taşambarlar’daki dönüşüm, Üç Kümbetler’de yapılan düzenlemeler, şehre tarihî kimliğini yeniden kazandırdı. Bunlar sadece turistik çekim noktaları değil, Erzurum’un kimliğini oluşturan unsurlar. Tarihi koruyarak şehri geleceğe taşımak, en önemli belediyecilik anlayışlarından biri olmalı.
Elbette eleştirilecek noktalar da var, olması da gerekiyor. Çünkü bir şehri yönetmek, eksiksiz bir süreç değildir. Ama tüm eleştirilerin ötesinde, bugün Erzurum’un çehresinde büyük bir değişim olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu değişimin mimarı olarak Mehmet Sekmen’e hakkını teslim etmek, hem gazeteciliğin hem de vicdanın gereğidir. Dün eleştirdiğim gibi, bugün de doğruya doğru demek zorundayım. Çünkü gazetecilik, sadece yanlışları değil, doğruları da yazmayı gerektirir.
Bugün Erzurum’a dışarıdan gelen herkes değişimi fark ediyor. Şehrin eskisinden daha modern, daha yaşanabilir, daha gelişmiş bir hale geldiği aşikâr. Eleştirdiğimiz kadar, yapılanları da görmek ve takdir etmek gerekir. Mehmet Sekmen, Erzurum’a gerçekten bir şeyler kattı. Şimdi bunu kabul etmek ve hakkını teslim etmek bizim işimiz.
Bilgiyle kalın…
