Bazı insanlar makam için değil, yük için gelir.

Bazıları alkışla beslenir, bazıları ise sessizlikle sınanır.

Ahmet Dal, sessizlikle sınananlardan…

Erzurumspor Başkanı Ahmet Dal, yıllardır bir kulübün değil, aslında bir şehrin onur mücadelesini veriyor. Tribünlerdeki coşkudan çok, kapalı kapılar ardındaki fırtınaları tanıyor. Kameralara gülümseyip, geceleri uykusuz kalanlardan… Çünkü onun derdi koltuk değil; emanet.

Bu şehir çok şey gördü. Vefa sözü verip ilk rüzgârda yön değiştirenleri de… Zor günlerde sırtını dönüp, iyi günlerde fotoğraf karesine girenleri de… Ahmet Dal ise hep aynı yerde durdu.

Düz durdu.

Rüzgâra göre eğilmedi.

Hesap yapmadı, hesap verdi.

İçerden ve dışardan yıpratılmaya çalışıldı.

Entrikalar kuruldu, ithamlar yapıldı.

Kimi zaman yalnız bırakıldı, kimi zaman bilerek yanlış anlaşıldı.

Ama o her zaman diliyle değil, şeffaflığıyla konuştu.

Hiçbir kapıyı arkasından kapatmadı, hiçbir hesabı gizlemedi.

Ahmet Dal’ın mücadelesi, sadece 90 dakikalık maçlarla sınırlı olmadı. O, Erzurumspor’un yarınını savundu. Borçla değil, umutla anılmasını istedi. Günü kurtarmak yerine, geleceği inşa etmeye çalıştı. Bu yüzden zorlandı. Çünkü bu ülkede en çok doğru duranlar yorulur.

Vefa…

Bu kelimeyi herkes ağzına alır ama az kişi taşır.

Ahmet Dal, bu şehre vefasını lafla değil, bedel ödeyerek gösterdi.

Geri adım atmadı.

Kırıldı ama küsmeyi tercih etmedi.

Yıprandı ama kirlenmedi.

Erzurumspor bugün hâlâ ayaktaysa, bu biraz da Ahmet Dal’ın sabrıdır.

Bu şehir hâlâ “bizim takım” diyebiliyorsa, bu onun inadı sayesindedir.

Çünkü bazı mücadeleler kazanmak için değil, terk etmemek için verilir.

Ahmet Dal, tam da bunu yaptı.

Gitmedi.

Bırakmadı.

Satmadı.

Ve belki de bu yüzden, adını manşetlerden çok, şehrin vicdanına yazdırdı.

Bu şehir vefayı unutmaz.

Geç anlar belki…

Ama unutmaz.

Bilgiyle kalın…