Geçen yıl bu köşede defalarca yazdık.
“Konkordato, gerçekten zor durumda olan işletmeler için bir can simididir; borcunu ödemek istemeyenler için bir kaçış yolu değil” dedik.
Ama ne yazık ki bir dönem bu mekanizma, bazı çevreler tarafından adeta bedava zaman kazanma aracına dönüştürüldü.
Borcu olan değil, borcunu ödemek istemeyenler sıraya girdi.
İşi kötüye giden değil, işi iyi giderken mal kaçıranlar konkordato kapısını çaldı.
Alacaklıyı oyalayan, piyasayı kilitleyen, çalışanını mağdur eden bir “fırsatçılık düzeni” oluştu.
O günlerde açıkça uyarmıştık:
“Devlet bu işi sıkı tutmazsa, konkordato gerçek mağdurların değil, profesyonel borç kaçakçılarının oyuncağı olur.”
Haklı çıktık.
2025 boyunca art arda gelen başvurular, içi boş iyileştirme projeleri, masa başında hazırlanmış sahte raporlar ve mahkeme mahkeme dolaşan şirketler, sistemin alarm verdiğini gösterdi.
Ve beklenen adım Ocak 2026’da geldi.
Adalet Bakanlığı’nın öncülüğünde yapılan yeni düzenleme ile konkordato süreci artık eskisi gibi kolay suistimal edilebilir olmaktan çıkarıldı.
Artık:
• Somut mali iyileşme göstermeyen şirketlere geçici mühlet verilmiyor.
• Reddedilen dosyalar, gerçek bir finansal değişim olmadan yeniden mahkeme kapısına taşınamıyor.
• Adres değiştirerek “uygun mahkeme arama” dönemi sona erdi.
• Bağımsız denetim raporları sıkı kontrol altına alındı; kağıt üstünde kurtarma projeleri tarihe karışıyor.
• Komiser denetimi güçlendirildi, şirket kasası mercek altına alındı.
Kısacası devlet şunu söyledi:
“Borcu yapılandırmak isteyen gelsin.
Borcu ertelemek isteyen artık yol bulamaz.”
Bu düzenleme yalnızca hukuki bir revizyon değil; piyasaya verilmiş net bir mesaj.
Gerçekten ayakta kalmak isteyen işletmeler korunacak.
Ama konkordatoyu kalkan yapıp mal kaçıranlara artık geçit yok.
Geç de olsa doğru adım atıldı.
Çünkü ekonomi güvenle yürür.
Güven ise adaletle ayakta kalır.
Bilgiyle kalın…
