Kızılay’ın Erzurum’daki son seçiminde yaşananlar, bu köklü kuruma olan güveni bir kez daha sorgulatır hale getirdi. Geçtiğimiz ay başkanlık koltuğuna oturan Orhan Akgüloğlu’nun geçmişi zaten tartışmalarla doluydu. Hakkında daha önce basına yansıyan birçok iddia, Kızılay gibi bir kurumu temsil etmekten ne denli uzak olduğunu açıkça gösteriyordu. Ne var ki bu tartışmalı geçmişe rağmen seçilmişti. Ancak çok geçmeden, Kızılay Genel Merkezi müdahale etti ve bu seçimi iptal etti. Doğru olan yapıldı.

İptal kararının gerekçeleri ise çarpıcıydı. Kızılay Genel Merkezi, seçim günü hazırlanan hazirun cetvelindeki imza sayısı ile oy kullanma cetvelindeki imza sayısının birbirini tutmadığını belirledi. Daha da vahimi, oy kullanımında atılan imza sayısından fazla zarfın sandıktan çıkmış olmasıydı. Yani, seçimde hem hazirun hem de oy güvenliği açısından açık usulsüzlükler tespit edilmişti.

Dikkat çeken bir diğer detay ise, bu ikinci usulsüzlüğün kimler eliyle ortaya çıktığı. Oy pusulası verme ve imza alma işlemleri, seçim günü oy tasnif heyetinde görev alan bazı isimlerce yapılmıştı. Bu kişilerin oy tasnif heyetine, bizzat Hüseyin Bekmez’in önergesiyle girdiği belirtiliyor. Seçimde görevli olan bu ekip, usule aykırı şekilde hareket etmiş ve seçim güvenliği ciddi şekilde zedelenmişti.

Ancak mesele burada bitmiyor…

Edinilen bilgilere göre, seçimde oy kullanan yirmiden fazla kişinin Kızılay’a 31.12.2024 tarihinden sonra üye yapıldığı ve tüzüğe aykırı bir şekilde sandık başına gittiği öne sürülüyor. Daha da dikkat çekici olanı, bu üyeliklerin büyük bir bölümünün doğrudan Kızılay Genel Merkezi üzerinden yapılmış olması.

İddialar, bu organizasyonun arkasında Hüseyin Bekmez’in olduğu yönünde. İddiaya göre Bekmez, yeni üyelikleri organize ederek süreci şekillendirmek istemiş. Şimdi ise roller değişti. Seçim iptal edildi, Akgüloğlu gitti, bu kez Hüseyin Bekmez sahneye çıktı. Aynı yapı, aynı isimler, yeni bir aday.

Üstelik Hüseyin Bekmez’in ismi bu süreçte yalnızca organizasyonla anılmıyor. Kulislerde, Bekmez’in mükerrer oy kullandığı yönünde iddialar da dolaşıyor. Ancak olayın aslı bu değil. İddialar daha da vahim bir noktaya işaret ediyor: Seçim günü salonda bulunmayan ve kendisine yakın olduğu öne sürülen bazı üyelerin yerine Hüseyin Bekmez’in oy kullandığı iddiaları dolaşıyor. Bu durumun gerçek olup olmadığını kanıtlayacak net belgeler henüz kamuoyuyla paylaşılmasa da, iddiaların ciddiyeti göz ardı edilemez.

Tüm bu şaibeler, soru işaretleri ve etik dışı hamleler ortadayken, Hüseyin Bekmez’in yeniden aday olması akıl alır gibi değil. Kurumsal itibar zedelenmişken, güven yerle bir olmuşken, geçmişte gölgesinde durduğu bir ismin şaibeli sürecinde adı geçen bir kişinin şimdi ‘ben hazırım’ demesi, ne etikle ne de vicdanla açıklanabilir.

Kızılay bir siyasi arenaya, bir güç gösterisine, bir kişisel tatmin sahasına çevrilemez. Hele ki geçmişiyle toplumda soru işareti uyandıran isimlerin peş peşe sahneye çıkması, bu kuruma gönül veren herkesi derinden yaralıyor.

Bu saatten sonra ihtiyaç olan şey, daha fazla gölge değil, daha fazla şeffaflık. Daha fazla hesap değil, daha fazla vicdan. Ve en önemlisi; koltuk için değil, insanlık için mücadele verecek isimler.

Süreci yakından takip edeceğiz. Elimize ulaşan yeni bilgileri kamuoyu ile paylaşmayı sürdüreceğiz.

Bilgiyle kalın…