Gazetecilik, yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir vicdan görevidir. Toplumun doğru bilgilendirilmesi, gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması ve kamu yararının korunması için yapılan kutsal bir iştir. Ancak Erzurum’da, bu mesleğin ağırlığını taşımaktan çok uzak bazı kişiler, gazetecilik kisvesi altında kendi çıkarlarına hizmet eden bir anlayışı benimsemiş durumda.

Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkını hiçe sayarak, kendi menfaatlerini önceleyen, gerçekleri çarpıtan ve hatta toplumda kutuplaşma yaratmayı görev edinen bazı kalemler var. Bu kişilere gazeteci değil, açıkça manipülasyon ustaları diyebiliriz. İşin en acı tarafı ise bu tür davranışların, hem gazetecilik mesleğinin itibarını yerle bir etmesi hem de Erzurum halkının güvenini sarsması.

Yerel basının gücü, halkın sorunlarını dile getirme, toplumsal farkındalık yaratma ve şehrin gelişimine katkı sunma potansiyelinde saklı. Ancak ne yazık ki, bazıları bu gücü, adeta şahsi bir silah gibi kullanmayı tercih ediyor. Tarafsızlık, gazeteciliğin olmazsa olmazı iken; kin, nefret ve kişisel hesaplarla kaleme alınan yazılar, yalnızca yazanın değil, Erzurum basınının genel güvenilirliğine de gölge düşürüyor.

Kendi çıkarlarını önceleyip, çarpık bir algı yaratmaya çalışan bu isimlerin, aslında topluma verebileceği hiçbir şey yok. Dedikoduya dayalı haberlerle toplumun güvenini suistimal edenlerin, hem mesleğe hem de Erzurum’a zarar verdiği artık net bir şekilde görülüyor. Çünkü gazetecilik, halkın gerçekleri öğrenme hakkını savunan bir meslek iken, bu kişilerin yaptığı tam anlamıyla bir itibar suikastı.

Erzurum, tarihi boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürü ve değerleriyle Anadolu’nun kalbinde yer alan kadim bir şehir. Böylesine köklü bir şehrin yerel basını, daha güçlü, daha ilkeli ve daha dürüst olmayı hak ediyor. Gazetecilik, birilerinin çıkarlarını koruma ya da kişisel kinlerini dile getirme alanı değil; doğruyu savunmanın, adaleti haykırmanın ve vicdanı temsil etmenin mesleğidir.

Bu noktada, gerçek gazetecileri tenzih etmek gerekiyor. Mesleğini hakkıyla yapan, doğruyu savunan, halka karşı sorumluluk hisseden gazetecilere her zaman saygımız büyük. Onlar, kalemlerini yalnızca gerçeklerin hizmetine adamış onurlu birer emekçi. Ancak, sahte gündemlerle ve çarpıtmalarla mesleğin kutsiyetine leke sürenlere aynı saygıyı göstermek mümkün değil.

Ey kalemini kirletenler! Bilin ki, halkın güvenini kaybettiğinizde, elinizde sadece boş bir kalem kalır. Gazetecilik, yalnızca mürekkep dökmek değil; halkın vicdanını temsil etmek, gerçekleri savunmak ve adaletin sesi olmaktır. Bu değerleri unutup, kişisel hesaplar peşinde koşanlar için bu meslek bir kürsü değil, er ya da geç bir aynaya dönüşecektir. O aynada gördükleri ise yalnızca kendi yüzsüzlükleri olacak.

Bu şehrin onurlu geçmişine ve halkın güvenine yakışır gazetecilik için mücadele eden tüm meslektaşlarıma selam olsun. Diğerleri mi? Onlara ise yalnızca şu söylenebilir: Kaleminiz sadece mürekkep değil, vicdan da taşımalı…

Bilgiyle kalın…