Erzurum’da son dönemde atılan en dikkat çekici adımlardan biri kuşkusuz Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Halk Pazarı zinciri oldu. Bu proje, klasik bir market açılışının ötesinde, vatandaşı doğrudan ilgilendiren bir sosyal belediyecilik örneği olarak karşımızda duruyor.

Bugün ulusal zincir marketlerin fahiş fiyat politikaları, anlık etiket değişiklikleri ve fırsatçılıkları herkesin şikâyet ettiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Erzurum’daki Halk Pazarları ise bu tabloya adeta meydan okuyor. Burada amaç kâr etmek değil; vatandaşın sofrasını korumak, alım gücünü güçlendirmek.

En önemli noktalardan biri ise şu: Bu pazarlar, Erzurum sermayesi olan toptancı firmaların da uygun fiyat anlayışı ile hayata geçiriliyor. Yani ürünler doğrudan şehrin kendi üreticisi ve toptancısından alınarak raflara geliyor. Bu model, hem yerel ekonomiyi canlı tutuyor hem de aracıyı ortadan kaldırarak hem üreticiyi hem de tüketiciyi kazanır hale getiriyor.

Mehmet Sekmen’in imzasını taşıyan bu proje, vatandaş dostu fiyatlarıyla sadece Erzurum’un değil, Türkiye’nin de ihtiyaç duyduğu bir uygulama. Ekmekten ete, sebzeden meyveye kadar onlarca kalemde fiyatların dengede tutulması, dar gelirlinin de rahat nefes almasına imkân tanıyor.

Gazeteci gözüyle baktığımda Halk Pazarı; esnafa rakip değil, piyasa dengesini sağlayan, fırsatçılığa set çeken ve yerel sermaye ile güçlenen bir modeldir. Erzurum’da başarıyla uygulanan bu sistemin Türkiye geneline yayılması halinde, zincir marketlerin vatandaş üzerindeki baskısı büyük ölçüde kırılacaktır.

Kısacası, Mehmet Sekmen’in bu vizyoner hamlesi hem yerel ekonomiyi hem de vatandaşın sofrasını güçlendiren örnek bir sosyal belediyecilik modelidir. Erzurum’da doğan bu uygulama, Türkiye’nin geleceğine ışık tutacak kadar değerlidir.

Bilgiyle kalın…