Bir şehri anlamak için bazen rakamlara değil, o rakamların hangi amaçla harcandığına bakmak gerekir.
Son günlerde Erzurum’da belediyenin “hediyelik eşya harcamaları” üzerinden büyüyen tartışma tam da böyle bir konu…
Bir taraf, rakamları yan yana koyup “israf” manşetleri atıyor.
Diğer taraf ise bunun uluslararası temsil, diplomatik nezaket ve şehir tanıtımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
Peki gerçek nerede?
Gerçek şu:
Bugün Erzurum artık sadece Doğu Anadolu’nun bir şehri değil.
Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan, yabancı heyetleri ağırlayan, spor turizminde ve diplomatik organizasyonlarda adı geçen bir merkez hâline geldi.
“2025 EIT Turizm Başkenti” unvanı sıradan bir gelişme değil.
“Avrupa Kış Sporları Başkenti” unvanı da öyle…
Bunlar yalnızca tabela değil, aynı zamanda temsil sorumluluğu.
Şimdi soralım:
İran’dan, Azerbaycan’dan, Özbekistan’dan, Kazakistan’dan gelen bir bakan ya da heyete Erzurum’u temsil eden bir Oltu taşı tespih verilmesi gerçekten “israf” mı?
Yoksa bu şehrin kültürünü, zanaatını ve kimliğini dünyaya taşıyan diplomatik bir jest mi?
Eleştiri elbette yapılır.
Yapılmalıdır da…
Kamu harcamaları sorgulanır.
Şeffaflık istenir.
Bunun aksi düşünülemez.
Ancak gazetecilik, yalnızca rakamları büyütüp manşet atmak değil,
rakamın arkasındaki bağlamı da anlatabilmektir.
Eğer bir harcama uluslararası organizasyonlar kapsamında yapılıyorsa…
Eğer ortada valilik yazıları ve resmi protokol süreçleri varsa…
Eğer Erzurum, dünya çapında ekonomi forumlarına hazırlanıyorsa…
O zaman meseleyi sadece “hediyelik eşya” başlığına sıkıştırmak eksik bir okuma olur.
Bakın…
Bugün dünyanın bütün şehirleri marka değer üretmeye çalışıyor.
Dubai bunu mimariyle yapıyor.
Doha spor organizasyonlarıyla…
Bakü uluslararası zirvelerle…
Erzurum ise tarihini, kış turizmini ve kültürel mirasını öne çıkararak yapmaya çalışıyor.
Bu noktada yapılan her harcamayı otomatik olarak “saltanat” diye yaftalamak da doğru değil.
Çünkü bazen bir şehrin itibarı, verilen küçük bir hediyede saklı.
Bir Oltu taşı…
Bir bakır işleme…
Bir gümüş set…
Bunlar sadece eşya değil,
Şehrin hafızası…
Asıl mesele şu:
Bu süreçler şeffaf mı?
Denetlenebilir mi?
Kamu zararı oluşuyor mu?
Sorulması gereken temel soru bunlar.
Eğer cevap “hayır” ise mesele siyasetin değil,
vizyon tartışmasının konusu.
Erzurum artık içine kapanan değil, dünyaya açılmaya çalışan bir şehir görüntüsü veriyor.
Bu süreçte eleştiri de olacak, destek de…
Ama herkes şunu bilmeli:
Bir şehrin dünya sahnesine çıkma çabasını küçümsemek kolay.
Asıl zor olan, o şehri dünya vitrinine taşımak…
Bilgiyle kalın…
