“Erzurum’un Dinozorları” başlıklı yazımızın ardından bazı çevrelerin yazıyı şahıslar üzerinden değerlendirdiği, hatta kimi isimlerin üstüne alındığı yönünde geri dönüşler oldu.
Öncelikle şunu net ifade etmek isterim ki; yazılarımda hiçbir zaman kırılması mümkün olan insanların şahsını hedef almak, rencide etmek ya da hak etmeyene bir paye vermek gibi bir niyet olmadı. Kalemimin yönü kişilere değil, daha çok zihniyetlere, alışkanlıklara ve şehrin gelişim sürecine katkı sunmayan yapılara dönük.
Ancak şunu da açık yüreklilikle söylemem gerekir: Hak edene hakkını vermek, bu kalemin en temel sorumluluğu. Bu duruş değişmez.
Teşbihte hata olmaz; yazıda kullanılan ifadeler bir benzetme ve eleştirel anlatım çerçevesinde değerlendirilmeli. Alınanlara da, alındıkları şeyin hayırlı olmasını temenni ederim.
Bununla birlikte asıl mesele kişilerin alınması değil, şehrin yıllardır aynı döngüler içinde vakit kaybetmesi. Her alanda “başkan”, “vekil”, “baş” olma yarışı; asıl iş üretmenin, gençlere yol açmanın ve şehri ileri taşımanın önüne geçtiği sürece bu eleştirilerim devam edecek.
Şehrin yakasından düşün artık…
Her şeyin başkanı, her şeyin vekili, her işin en tepesinde olma sevdasını bir kenara bırakın. Büyük egolarınızın da bu şehre faydası yok. Bırakın bu şehir biraz nefes alsın, biraz rahat etsin.
Bu şehirde özellikle gençlerin önünü açacak, onlara rehberlik edecek yapıları ve anlayışları her zaman destekledim, desteklemeye de devam edeceğim. Sözünü ettiğim eleştiriler de tam olarak bu noktada; şehrin dinamizmini artırması gerekirken, bunu yavaşlatan anlayışlara yönelik.
Bilgiyle kalın…
