Erzurum’un milletvekili sayısı sonunda 6’dan 5’e düştü. Resmi Gazete’de yayımlanan YSK kararıyla bir koltuğumuz daha uçtu gitti. Şimdi sormak lazım: Bu duruma üzülmeli miyiz yoksa “Oh, nihayet” mi demeliyiz? Zira 6 milletvekili varken memleket güllük gülistanlık değildi ki 5’e düşünce karalar bağlayalım. Hatta içimizden bir ses diyor ki: 6 vekil ne yaptı da 5 vekil ne yapacak, değil mi ya?

Şaka bir yana, eldeki mevcut vekiller Erzurum’u hakkıyla temsil ediyor muydu ki? TBMM kürsüsünde Erzurum’un derdi tasası ne kadar dile geldi diye sorsak, cevap malum: Pek gelmedi. Kar kış memleketiyiz, belki mecliste bir iki espri yapmışlardır “Erzurum’da bugün yine eksi bilmem kaç derece” diye; ama iş yolların bozukluğuna, göçün hızına, işsiz gençlerin dramına gelince oralı olan yok. Sanki seçildikten sonra Erzurum’u valizle Ankara’ya gönderdik, vekillerimiz de kendini başka ilin temsilcisi sandı. Hal böyleyken bir eksilmeyle ne kaybettik, inanın meçhul.

Nüfus Eriyor: Soğuktan mı, Yokluktan mı?

Gelelim Erzurum’un nüfus meselesine. Koca şehir her yıl biraz daha boşalıyor, sokaklarımız adeta tenhalaşıyor. Neden mi? Çünkü iş yok, aş yok; olsaydı kim memleketini bırakıp giderdi? Resmi verilere göre Erzurum’un nüfusu 2023’te 750 bin civarındaydı, 2024 sonunda 745 bine düştü. Yani eriyoruz, hem de kardan daha hızlı. İşsizlik deseniz diz boyu. Gençler okul bitirince önlerinde iki seçenek var: ya işsizlik maaşı için İŞKUR kapısına dizilmek ya da otobüs biletini alıp büyük şehre gitmek. Çoğu ikincisini seçiyor. Her ailede bir göç hikâyesi var; kimi evladını İstanbul’a yollamış, kimi kızını Ankara’da işe yerleştirmiş, geri dönen pek yok. Kışın soğuğuna alışığız da, işsizliğin ve umutsuzluğun ayazı daha fena çarpıyor. Hal böyle olunca, giden gidene…

Ekonomik zorluklar da cabası. Esnaf kepenk indiriyor, çiftçi tarlasını ekmekten vazgeçiyor, gençler “burada gelecek yok” diyor. Sosyal hayat desen, o da ayrı dert: Gençler için sosyal aktivite, kültürel imkân sınırlı olunca, “büyükşehirde hayat var” diyerek çekip gidiyorlar. Eskiden misafire cağ kebabı ikram ederdik; şimdi kendi evlatlarımıza şehirlerarası bilet ikram ediyoruz, “Git evladım, buralarda iş yok” diye. Bu acı gerçeği mizahla karışık söylüyoruz ama hakikat içimizi yakıyor: Erzurum’un nüfusu gidiyor, bizim gözümüz yollarda.

Erzurum Sahipsiz mi Bırakıldı?

Tüm bu ekonomik, sosyal ve demografik tabloya bakınca ortaya çıkan manzara şu: Erzurum resmen sahipsiz bırakılmış. Yatırım desen yok, teşvik desen var deniyor ama sonucunu gören yok. Hani yıllar önce “cazibe merkezi” olacaktık; cazibemiz kendimize yetti, merkez filan göremedik. Ekonomik olarak devletin büyük fabrikaları, özel sektörün yatırımları başka illere kayarken Erzurum’a üvey evlat muamelesi yapıldı. Sosyal olarak da gençlerin kalmasını sağlayacak, hayatlarını burada kurmalarına yardımcı olacak ortamı kimse düşünmedi. Demografik yapımız alarm veriyor: Genç nüfus kaçıyor, geride kalan nüfus yaşlanıyor, köyler boşalıyor. Ama bu gidişata dur diyecek bir irade göremiyoruz.

Neden sahipsiz diyoruz? Çünkü ne iktidar ne muhalefet, hiçbirinden güçlü bir sahiplenme görmedik de ondan. Seçim zamanı meydanlarda Erzurum’a methiyeler dizenler, seçim bitince sırra kadem basıyor. Komşu illere bakıyoruz, birine fabrika kuruluyor, ötekine yeni teşvik paketi çıkıyor. Erzurum’a gelince vaat çok, icraat yok. Sanki dadaşlar diyarı kendi kendine yetinsin, nasıl olsa sesini çıkaramaz diye düşünülüyor. Halbuki Erzurum Kurtuluş Savaşı’nda kongre yapmış, tarihiyle gururlu bir şehir; ama gel gör ki bugün kendi kaderine terk edilmiş gibi. Bu da bizi kahrediyor: Sahipsiz memleketin sorunlarını kim sahiplenip çözecek?

Yapılacak Çok Şey Var da, Yapacak Kim Var?

Erzurum’un yeniden güç kazanması için aslında yapılacaklar belli. Önce ekonomik canlanma şart: Fabrikalar, işletmeler kurulmalı, yatırımcı buraya çekilmeli. Tarım ve hayvancılık bizim geleneğimiz, bu alanlara modern destekler verilmeli. Gençlere şehirde kalmaları için fırsatlar sunulmalı; teknoloji yatırımları, yeni iş sahaları oluşturulmalı. Üniversitemiz ve eğitim altyapımız güçlendirilip mezunlar için burada istihdam alanları yaratılmalı. Turizm potansiyeli sadece kışla sınırlı kalmamalı, tarihimiz, kültürümüz, doğal güzelliklerimiz yıl boyu değerlendirilmeli. Sosyal hayat canlandırılmalı ki kimse “Erzurum’da hayat duruyor” demesin. Yani kısacası, göçü tersine çevirecek her adım atılmalı.

Peki, bunları kâğıda dökmek kolay da, icraata dökecek babayiğit nerede? Her seçim dönemi bol keseden vaat dağıtanlar, bunları gerçekleştirmek için ortada görünür mü? Yoksa biz bize mi kaldık yine? Dadaşın sabrı da bir yere kadar. Sahi, Erzurum’u gerçekten ayağa kaldıracak birileri var mı?

Bilgiyle kalın…