Bazı görüntüler vardır…
Sadece bir işletmeyi değil, bir şehrin güven duygusunu sarsar. Sadece bir mutfağı değil, insanların yıllardır gönül rahatlığıyla uzattığı eli sorgulatır. Erzurum’un son günlerde konuştuğu Tatlıcı Ökkeş Usta’ya ait olduğu iddia edilen görüntüler de işte tam olarak böyle bir kırılma yarattı.
Bu mesele artık bir işletmenin meselesi olmaktan çıktı.
Bu mesele, doğrudan halk sağlığının, kamu vicdanının ve güven duygusunun meselesi.
Ortaya çıkan görüntülerde iddia edilen manzara, sıradan bir hijyen eksikliği tartışmasının ötesinde, bir ihmaller zincirinin ihtimalini düşündürüyor. Çünkü gıda üretimi, herhangi bir ticari faaliyet değil. Gıda üretimi, insan bedenine doğrudan temas eden bir sorumluluk.
İnsanların evine, sofrasına, çocuğunun eline giren bir emanettir.
Bu yüzden gıda üretimi yapan bir işletmenin sorumluluğu, sadece vergi ödemek ya da satış yapmak değil. Asıl sorumluluk, görünmeyen yerde de aynı titizliği göstermektir.
Ancak kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından yapılan “yapay zekâ ile oluşturuldu” yönündeki savunma, tartışmayı bitirmek yerine daha da büyüttü. Çünkü bir iddianın yapay zekâ olduğu öne sürülüyorsa, bunu ortadan kaldıracak güçlü cevap bir açıklama değil, denetimdir. En güçlü cevap, şeffaflıktır. En güçlü cevap, yetkili kurumların sahaya inmesi ve gerçeği net biçimde ortaya koymasıdır.
Burada artık mesele bir işletmenin ne söylediği değil,
devletin ne göreceğidir.
Türkiye’de yürürlükte olan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na göre, gıda üretimi yapılan işletmelerin hijyen kurallarına aykırı faaliyet göstermesi halinde yetkili kurumların çok açık yetkileri var. Bu yetkiler arasında işletmenin geçici olarak faaliyetinin durdurulması, idari para cezası uygulanması, eksikliklerin giderilmemesi halinde işletmenin tamamen kapatılması ve kamu sağlığını riske atan durumlarda adli süreç başlatılması yer almaktadır.
Bu düzenlemeler bir cezalandırma aracı değil,
toplum sağlığını koruma refleksidir.
Çünkü konu bir işletmenin itibarı değil,
on binlerce insanın sağlığı.
Erzurum, kadim bir şehir. Bu şehir, güven üzerine kurulu. Bu şehirde insanlar bir işletmeden alışveriş yaparken sadece ürün satın almaz; o işletmenin vicdanına da güvenir. İşte bu yüzden ortaya atılan her ciddi iddia, sadece bir işletmeyi değil, o güven duygusunu da sınar.
Bugün yapılması gereken şey belli…
Bu görüntüler gerçek mi, değil mi…
Bu sorunun cevabı yorumlarda değil, denetimlerde ortaya çıkmalı.
Eğer ortada bir iftira varsa, bu en başta yine devletin denetimiyle ortaya çıkar ve o işletmenin itibarı hukuken korunur. Ama eğer ortada bir ihmal varsa, bu da yine aynı kararlılıkla ortaya konulmalı ve gereği yapılmalıdır.
Çünkü halk sağlığı, hiçbir ticari kaygının gölgesinde kalamaz.
Erzurum’un vicdanı nettir. Bu şehir, gerçeğin ortaya çıkmasını ister.
Ne eksik, ne fazla… Sadece gerçeği.
Ve gerçeğin ortaya çıkması, sadece bir işletmenin değil,
bir şehrin güvenini yeniden inşa edecektir.
Bilgiyle kalın…
